sosyomat.com

  1. sosyomat hesabınızla giriş yapın.
  2. üye ol
  3. parolamı unuttum
  4. giriş

7 kişi kendisini tutuyor, 0 arkadaşı var.


21.08.1988 doğumlu, 23 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. recorder olarak çalışıyor.

topluluklar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. yeraltı edebiyatı

    yeraltı edebiyatı

    5818 üyesi var. üyelik serbest.
  2. nietzsche

    nietzsche

    3231 üyesi var. üyelik serbest.
  3. felsefe

    felsefe

    2921 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. edebiyat

    edebiyat

    2846 üyesi var. üyelik serbest.
  5. Fight Club

    Fight Club

    1891 üyesi var. üyelik serbest.
  6. deviantart

    deviantart

    1705 üyesi var. üyelik serbest.
  7. Quentin Tarantino

    Quentin Tarantino

    1354 üyesi var. üyelik serbest.
  8. sinefil

    sinefil

    1046 üyesi var. üyelik serbest.
  9. hippi

    hippi

    671 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  10. stanley kubrick

    stanley kubrick

    526 üyesi var. üyelik serbest.

1 2

BLOG theahbap rss kaynağı

adresi: http://theahbap.sosyomat.com/blog

theahbap panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Zen Hikayeleri

Bir Zen ustası nehir kenarında meditasyon yaparken yanına genç birisi gelir ve Ona der ki; "Senin öğrencin olmak istiyorum."
"Neden ?" diye sorar Usta.
"Çünkü Tanrı'yı bulmak istiyorum" diye cevap verir genç adam.

Usta aniden ayağa fırlar ve bu genç adamı ensesinden sertçe tutarak kafasını suyun içine sokar. Genç adam ne kadar çırpınsa da suyun altındayken kafası kurtulamaz ve böylece 2-3 dakika suyun altında kalır. Sonra usta genç adamın kafasını sudan çıkarır.
Genç adam yutmuş olduğu suyu öksürerek çıkartır ve son anda boğulmaktan kurtulan biri olarak, nefes alabilmek için bir süre çaba gösterdikten sonra kendine gelebilir.
Usta sorar : "Başın suyun altındayken en çok neyi istedin ?"
"Hava" diye yanıt verir genç adam.
Usta : "Peki, öyleyse git evine ve Tanrı'yı da "hava" kadar istediğin zaman gel bana" der.

**********************************************************************

Joshu, 60 yaşında başladığı Zen çalışmalarını 80'ine kadar sürdürdükten sonra Zen de olgunluğa ermiştir. 80 yaşından 120 yaşına kadar da öğretisini yaymıştır.

Öğrencilerinden biri Joshu'ya sorar: "Kafamda bir şey yoksa, ne yapayım?"

Joshu yanıtlar: "at onu."

" Ama nasıl atarım olmayan bir şeyi? diye sürdürünce öğrencisi,

"öyleyse," der Joshu: " taşı onu."

*************************************************************************

Bir keşiş Joshu'ya: "Manastıra yeni geldim, lütfen bana Zen'i öğret."
Joshu: "Bugün pirinç lapanı yedin mi?"
Keşiş: "Evet, yedim."
Joshu: "Öyleyse git de tabağını yıka." der. O anda rahip aydınlanır.

*************************************************************************

Bir akşam Shichiri Kojun, sutra okurken bir hırsız, elinde keskin bir kılıç, içeri girer, ya parasını ya da canını alacağını söyler.

Shichiri: "Beni tedirgin etme. Çekmecede para var, sen alıver." diyerek okumasını sürdürür.

"Az sonra başını kaldırıp, Hepsini alma haa! Yarın vergi ödemem gerek." diye ekler.

Çağrısız konuk, paranın çoğunu toparlayıp gitmek üzereyken, Shichiri: "Armağan verene teşekkür etmek yok mu?" der. Hırsız: "Sağ ol!" deyip sıvışır.

Bir kaç gün sonra hırsız yakayı ele verir. Başka suçlarla birlikte, Shichiri' yi soyduğunu da doğrular. Shichiri tanıklığa çağrıldığında: "Bu kimse hırsız değildir. Başka ne yapmıştır bilmem, ama benden bir şey çalmamıştır. Ona parayı ben verdim; o da teşekkür etti." der.

Cezaevindeki süresi dolunca eski hırsız, Shichiri' ye giderek onun izdeşi olur.

*************************************************************************

Köyün en güzel kızlarından biri hamile kalmıştır. Kızın öfkeli ailesi çocuğun babasının kim olduğunu öğrenmekte ısrar eder. Korku ve utanç içinde kıvranan kız, bir türlü erkeğin kimliğini açıklamak istemez. Ama baskıya daha fazla dayanamayınca, sade ve arınmış bir kişi olarak bilinen Zen ustası Hakuin' i işaret eder. Çılgına dönen aile Hakuin'in kapısına dayanır ve onu suçlar. Hakuin' in yanıtı basittir: "Ha, öyle mi?"

Doğumdan sonra aile, bebeği artık halkın gözünde saygınlığını yitirmiş olan Hakuin'e götürür ve onun bakımını üstlenmesini isterler. Hakuin sadece, "Ha, öyle mi?" der ve bebeği kabul eder.

Usta aylarca büyük bir özenle bebeğe bakar. Bir gün gelir genç kız vicdanının baskısına dayanamayıp itiraf eder, çocuğun babası köyde bir delikanlıdır ve onu korumak adına bu yalana başvurmuştur.

Aile Hakuin'e koşar, uzun uzadıya özür diler, ustanın kendilerini bağışlamasını ve çocuğu geri vermesini isterler. Hakuin çocuğu onlara uzatırken sadece, "Ha, öyle mi?" der.

*************************************************************************

Uzakdoğu'da bir Budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.

Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi.
Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu.

Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki Budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sessiz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.

Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı.

Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun içine bıraktı.

Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.

theahbap   24 Kasım 2010 14:43  

müzik kutusu

empeüçlerim

theahbap tv



 
tuttum işlemi gizlidir. karşı tarafın haberi olmaz. tuttuğunuz kişileri bir arada görebilir, yaptıklarını takip edebilirsiniz.

ETİKETLERİ


pilli projeleri: pilli.com: kollektif bağımsız içerik | sosyomat.com: arkadaşını etiketle | put.io: online cloud storage